» Haberin devamı....

YILDIZ ENTEGRE LAMİNAT PARKE ÜRETİMİNE GEÇİYOR

Hakkı Yıldız: “Laminat parke hattımız 2003 yılının sonlarına doğru faaliyete geçecektir. Üretim kapasitesi yüksek olan tesisimizde müşterilerimiz yan ürünler isteyecektir. Parke var mı?, MDFLAM var mı?, profil var mı? soruları sorulacaktır. Artık tesisler, birer market haline geliyor. Girdiğiniz bir firmadan her şeyi almak istiyorsunuz. Adımızdan da anlaşılacağı gibi şirketimiz entegre bir tesis olacak. Şirketimizin 2004 yılında faaliyete geçirmeyi düşündüğü bir de sunta tesisi projesi bulunmaktadır.”
                

- Sizi ve firmanızı tanıyabilir miyiz?

- 1975, Samsun doğumluyum. Bilkent Üniversitesi İşletme Bölümü’nde okudum. Yıldız Entegre Ağaç Sanayii yönetim kurulu üyesiyim, aynı zamanda işletme içerisinde de çalışmaktayım, üretimle ilgili bölümler benim sorumluluğum dahilindedir. Firma olarak Yıldız Ailesi bu sektörün en eskilerinden biridir. Üçüncü jenerasyon olarak ormancılıkla uğraşıyoruz; dedemin babası da ormancılıkla uğraşıyordu. Biz, Karadeniz Bölgesindeki tek meslek olan kerestecilikten geldik. Yıldız Ailesi, 1970 yılında Bursa İnegöl’de İstaş adındaki ilk sunta fabrikasını satın aldı. Bu işe hisse alarak başladık ve daha sonra hisselerimizi arttırarak şirketin yönetimini ele aldık. Şirketi çok daha yukarılara taşıdık. Daha sonra Gaziantep’te kapalı olan ikinci el sunta tesisini satın aldık. Bu tesisi de faaliyete geçirdik. 1990’lı yıllarda Bursa İnegöl’de Starwood Orman Ürünleri adı altında bir sunta tesisine kurma çalışmalarımız başladı. Sunta tesisi, kontrplak tesisi, kaplama tesisi, mobilya tesisi, kereste tesisi, emprenye tesisi ve kumaş boyası tesisleri ile fabrikayı büyüttük. Yıldız Ailesi; Ahmet Yıldız, Fehmi Yıldız, Mehmet Yıldız adında üç kardeşin faaliyet alanlarını bölmesiyle farklı fabrikalar kurdu. Babam Fehmi Bey, Samsun’da Yıldız Kimya adı altında tutkal ve reçine üretme tesislerini kurdu. Çevredeki ve Gebze yöresindeki sunta fabrikalarına ve Türkiye’deki diğer fabrikalara reçine ihtiyacı sağlanmaya çalışıldı. Üretim bandımız, ihtiyaçlar, tüketimler ve kalitemiz arttı. İhtiyaçları karşılayamaz hale geldik. Samsun kendi memleketimiz olduğu için yatırımımızı oraya yapmıştık fakat bu bölgede entegre yatırım olmadığı için malları sürekli olarak Marmara Bölgesi’ne, Akdeniz’e ve Ege’ye taşıyorduk. Malın, Samsun’dan bu bölgelere taşınması nakliye açısından ayrı bir külfet getiriyordu. Pazara yakın olması, daha kısa sürede, daha düşük maliyetlerde mal elde etmek için İzmit’te bir tutkal fabrikası daha kurduk. Bugün; aktif durumda olan iki tutkal fabrikamız bulunmaktadır. 2001 yılı başında da Fehmi Yıldız ve ailesi olarak İzmit’te MDF tesisi yatırımı kararı aldık. Makinelerimizin siparişini vermiştik, makinelerimiz yapılmaya başlanmıştı ki Türkiye ekonomik krize girdi. Şirket olarak krizden sonra bir müddet ne yapabileceğimizi düşündük. Şirket yönetim kurulu yatırıma devam kararı aldı. Kriz bizim hızımızı engellemedi. Hedeflerimizde MDF tesisimizin devreye girme tarihi 2002 yılının Ekim ayı olarak belirlenmişti. Bir ay gecikme ile 2002 yılının Kasım ayında ilk üretimlerimizi yaptık. Şu anda tesisimiz tam kapasiteyle üretim gerçekleştirmektedir.

- Üretim hattınıza eklemeyi düşündüğünüz yatırımlar nelerdir?

- Tesisimiz, 2002 yılı itibariye dünyada kurulmuş en uzun MDF hattına sahiptir. Türkiye’nin en büyük MDF tesisidir. Günlük üretim kapasitemiz 1000 m3’dür. Avrupa’nın da sayılı tesislerinden biridir. Tesisimizde faaliyette olan melamin kaplama ünitemiz, MDFLAM olarak tabir ettiğimiz dekor kağıdı ile kaplanmış levha üretmektedir. İkinci MDFLAM hattımız da 2003 yılı başlarında hizmete girecektir. Laminat parke hattımız 2003 yılının sonlarına doğru faaliyete geçecektir. Üretim kapasitesi yüksek olan tesisimizde müşterilerimiz yan ürünler isteyecektir. Parke var mı?, MDFLAM var mı?, profil var mı? soruları sorulacaktır. Artık tesisler, birer market haline geliyor. Girdiğiniz bir firmadan her şeyi almak istiyorsunuz. Adımızdan da anlaşılacağı gibi şirketimiz entegre bir tesis olacak. Şirketimizin 2004 yılında faaliyete geçirmeyi düşündüğü bir de sunta tesisi projesi bulunmaktadır. Türkiye’ye yeni bir sunta tesisi kazandırmayı amaçlıyoruz çünkü en yeni sunta tesisi yine şirketimiz gruplarından Starwood’un 1994 yılında İnegöl’de kurduğu sunta tesisidir. Starwood’dan sonra yeni bir tesis kurulmadı. Starwood’dan evvelki tesisler zaten oldukça eskilere, 10-20 yıl gerilere gidiyor. Ülkemizin böyle bir tesise ihtiyacı olduğunu düşünüyoruz. Biz de entegrasyonun bir parçası olarak MDF tesisinin yanında sunta ve parke tesisi projeleri hedefliyoruz.

- İhracaata yönelik hedefleriniz nelerdir?

- Tesisimizin üretim kapasitesi yüksektir. Hem yurt içi hem yurt dışı taleplerini karşılayabilecek durumdadır. Dünya’da MDF eksikliği bulunmaktadır. Komşu ülkelerimizin bir çoğunda MDF fabrikaları bulunmamakta Türkiye’de ise 6 MDF tesisi bulunmaktadır. Yunanistan, Bulgaristan, Suriye, İran, Irak, Arabistan, Türki Cumhuriyetler, Makedonya ve Ukrayna var olan sunta pazarlarımızdır. MDF olarak da aynı pazarlara girmeye çalışıyoruz. Şu anda yaklaşık olarak kapasitemizin %25’i ihracaat olarak düşünülmektedir. Bu oranın artış göstereceği inancındayız.

- İhracatınızı gerçekleştirmekte deniz ulaşımını mı kullanıyorsunuz?

- Bildiğim kadarıyla İzmit’te 12 tane özel ve kamuya ait liman bulunuyor. Denize olan uzaklığımız 20 km ve İzmit liman bakımından en zengin şehirdir. Bu sebeple ihracatımızın nakliyesinde sorun yaşamamaktayız.

- Sektördeki problemlerden bahseder misiniz?

- Öncelikle hammadde problemi var. Türkiye’de 6 MDF fabrikası var fakat ülkemizde mevcut fabrikaların ihtiyacını karşılayacak hammadde bulunmamaktadır. Bizler şu anda ihtiyaçlarımızın % 60’ını ithal hammadde ile karşılıyoruz. Rusya’dan ve Ukrayna’dan ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz fakat Afrika ve Güney Amerika’da da pazar araştırmalarımızı devam ettiriyoruz. Rusya ve Ukrayna’da hammadde pazarında bir daralma var çünkü bu ülkeler hammaddelerinin ülkelerinde değerlendirilmesini istiyorlar. Yatırımcı ülkemize gelsin, hammaddemizi burada değerlendirsin düşüncesindeler. Hammaddeyi yurt dışına satmak politikalarına aykırı geliyor. Fiyatları arttırıyorlar, engel koyuyorlar. Bizler de yeni pazarlara yöneliyoruz.

- Türkiye’deki ormancılık anlayışına dair görüşleriniz nelerdir? İntermob’da fıstık çamı fidanları dağıttınız. Bu simgesel armağan, doğaya verdiğiniz önemin bir göstergesiydi sanırım?

- İnsanlarda, bizim gibi tesislerin ormanları tükettiğine dair yanlış bir kanı var. Aslında, ekonomik bir değeri olmayan sanayilik odunu ya da yakılacak odunu değerlendirerek katma değeri yüksek ürün üretiyoruz. Biz İntermob’da 3000 fıstık çamı fidanı dağıttık, bunların yarısı dikilse ve dikilenlerin de yarısı tutsa 750 ağaç yetişir diye düşündük. Aslında ormanlar konusundaki sıkıntılar, yaptırım mekanizmasının çalışmamasından kaynaklanıyor. Kontroller yetersiz olduğu için kesilmek için belirlenen alandan da, izin verilmeyen alanlardan da ağaç kesimi yapılıyor. Kaçak kesimler firmalara ulaşıyor. Bizim kapımızı çalıyorlar; size şu paraya ağaç verelim diyorlar. Orman Bakanlığı’nın iznini gösterin dediğinizde izin belgesini gösteremiyorlar. Biz firma olarak buna karşıyız. Ormanların özelleştirilmesinden bahsediliyor. Orman özelleştirmesinden çok kesimlerin kontrollü yapılmasını denetlemek gerekiyor. Yoksa siz bu işe uygun olmayan ağacı kesiyorsunuz ve bana getiriyorsunuz. İşte bu ormanı katletmek oluyor. Ormandaki dalı, budağı, ağaç niteliğini kaybetmiş olanları değerlendiriyorum ve katma değeri daha yüksek bir ürün elde ediyorum. İkinci sıkıntımız da devletin hammaddeyi yurt dışından getirirken hiçbir ülkede olmayan kurallar koyuyor olmasıdır. Örneğin; çam ağacının ülkeye kabuklu sokulmaması isteniyor. Avrupa’nın bu konuya nasıl çözümler ürettiğini bilmiyorum. İtalya ve İngiltere bu uygulamaya bir şey demiyor. Ülkemizde yatırım yapılmak isteniyor. Yurt dışından ülkeye yatırımcıların çekilmesi isteniyor. Bazı büyük kuruluşlar da Türkiye’ye gelmek istediler fakat var olan sıkıntılar sebebiyle Romanya’ya ve Yunanistan’a yöneldiler. Türkiye’deki yerli yatırımcılardan da Romanya’ya ve Bulgaristan’a gidenler oldu. Yatırım yapılsın istiyorsunuz ama yatırımı desteklemiyorsunuz. Çam ağacını kabuksuz getirmem gerektiğinden, kabuklarını soymak için ayrı bir bedel ödüyorum. Aldığınız hammadde, ürettiğiniz üründen daha pahalıya mal oluyor. Maliyetlerimiz çok yükseliyor. Dolayısıyla, bu alana yatırım gerçekleşmiyor. Bir diğer sorun da belirttiğim nedenlerden dolayı ürünün maliyetinin yüksek olması ve yine bu sebeple Türkiye’ye İtalya’dan, İspanya’dan ithal sunta, ithal MDF gelmesidir. İtalya’da da hammadde sıkıntısı var, oraya da odun dışarıdan gidiyor, üretim yapılıyor ve ithal edilerek bizim ülkemize geliyor ve bizim ürünümüzle rekabet ediyor.

Türkiye’deki rekabet ortamının sağlıksız olması beraberinde diğer sıkıntıları getiriyor. Bazı firmalar malını faturasız satarak %18 avantaj sağlamak yoluna gidiyorlar. Devletten vergi kaçırılmış oluyor. Aynı ürünle rekabette olduğumuz için de haksız bir rekabet ortamı oluşuyor. Bence, öncelikle bu problemin çözülmesi gerekmektedir. Problemin çözümü çok da zor değildir. Fabrikalara maliyeden birer gözlemci yerleştireceksiniz. Fabrikaya giren ve çıkan kamyonların kontrol altında tutulmasıyla, oldukça basit bir şekilde hesaplanabilir. Bir fabrikaya 10 kamyon odun girmişse yaklaşık 10-15 araba ürün çıkmaktadır. Eğer 10 kamyon odun giriyor da 5 kamyon odun çıkıyorsa ve odunu da yakıt olarak kullanmıyor, dağıtmıyorsanız burada bir tersliğin olduğu açıktır. Denetlemeler yapılırsa kendi içimizdeki haksız rekabeti sonlandırırız. Bunlar iyi düşünülmeli, hesaplanmalıdır. Şartlarımız rakiplerimizden çok farklıdır. Elektrik, Almanya’nın beş katı pahalı, doğalgaz da oldukça pahalıdır. Bu şartlarda üretim yapmak istiyorsunuz, ihracaat yapmak istiyorsunuz ve sıkıntılar çoğalıyor. Şaşılacak şeydir ki; Avrupa’dan Türkiye’ye MDF geliyor. Eğer kalitesi diğerlerinden yüksek olmayan hatta daha kalitesiz ürün ülkeye giriyorsa bir yerde büyük problemler var demektir.

 - 2003 yılı için düşündüğünüz yatırımlardan bahsettiniz, farklı bir projeniz de var mı?

- Firma olarak kalite anlayışındayız. Kaliteden taviz vermeyiz. Felsefemiz devamlı kalitedir. Kendi alanımızda oldukça ciddi bir yatırımla 1 milyon dolara AR-GE laboratuarımızı kurduk. Firma olarak entegre adını koyduysak, bu yönde ilerliyoruz. Hedeflerimizi bir ay gecikmeli de olsa gerçekleştirdik. Türkiye’deki şartlar bir ay gecikmemize sebep oldu ki bu oldukça iyi bir başarıdır. İnanıyorum ki; diğer hedeflerimize de ulaşacağız. İnşallah yurt dışından buraya MDF gelmez çünkü gelen MDF yurt dışına giden para demektir. Bizim amacımız da isteğimiz de ülkemizin ilerlemesi yolundadır. Meslektaşlarımızdan da beklediğimiz, yaklaşımlarının ülkemizin çıkarları doğrultusunda olmasıdır. Elbette ki; yatırımlar için şartların da uygun olması önemlidir. Biz, yatırımımızı gerçekleştirirken 4.5 km mesafeden elektrik getirdik. Doğalgazımızın alt yapısını biz yaptırdık. Daha sonra emeklerinizi de devlete hibe ediyorsunuz. Şartnameler yap-devret diyor. Yatırımcının, alt yapıyı düşünmemesi gerekiyor. Devlet, alt yapıyı hazırlamış olmalı. Şartlar sağlandığında, sıkıntılar giderildiğinde Türkiye’de yatırım yapılır.

 

 » Ana Sayfa