| |
| |
» Haberin devamı... |
||||||
|
Parke
Sektörü Sanayici ve İşadamları Derneği için toplandık
- Zemin sektöründe hepimizin bildiği gibi ciddi anlamda mesleki birlikler veya dernekler bulunmamaktadır. Bu toplantının ve derneğin başlangıç olarak hedefine ulaşmasını, firmam ve şahsım adına canı gönülden dilerim. Genel olarak sektörel bazdaki yayın organları, fuarlar veya diğer aktiviteler bazında bir araya geliyor ve görüşlerimizi bildiriyor veya kısa konuşmalar yapıyorduk. Ama bu dernek çatısı altında veya alt kurullarının faaliyetleriyle, hedeflediğimiz ortak noktalara daha iyi ulaşacağımıza inanıyorum. Bir zincir olarak kabul ettiğimiz, hizmet verdiğimiz sektör, piyasa, hizmet noktası, ürün ve nihai tüketici başlıklarında mevcutlarımıza göre şu an yapılanmış bulunuyoruz. Bu başlıklar altında hepimiz bir şekilde ürettiğimiz, ithal ettiğimiz veya pazarladığımız ürünlerle nihai tüketici önünde buluşmaktayız. Tabii ki yaşadığımız sorunlar da bu noktada, tüketicinin önünde başlıyor. Bunu basite indirgersek hepimiz aynı tip malzemeyi üretseydik, ithal etseydik veya pazarlasaydık az önce Berki Bey’in ifade ettiği gibi teknik olarak üretim amaçlı veya kanuni olarak herhangi bir problem yaşamazdık. Bu anlamda hepimizin pazar yaklaşımı müşteriye bakış açısı, beklentileri de bu noktada çokça farklılaşmaktadır. Hizmet verilen aynı tip ürünler veya ikame ürünler arasında serbest koşullarının doğal sonucu olarak rekabet etmekteyiz. Problemlerin temelinde aşağıdaki hususlarda çözüm bulunduğu ölçüde veya asgari müştereklerde anlaşıldığı ölçüde hedeflerimize daha kolay ulaşacağımıza inanmaktayım. Birincisi haksız rekabetin önlenmesi, ikincisi tüketicilerin bilinçlendirilmesi ve bilgilendirilmesi; satış ve satış sonrası verilen hizmetlerde belirli standartlar çerçevesinde gerçekleşmesi, denetleyici kurum ve mekanizmaların çalışması. Bu bağlamda tüm çalışma ve faaliyetleri destekleme adına ben ve firmam burada bulunuyoruz. Aksun Parke Fabrikası / Bursa - Değerli sanayici ve işadamlarını şahsen çok tanımasam da; Sebahattin Bey’i tanıyorum. Buraya sizinle tanışmaya geldim. Ben bir masif parke üreticisiyim. 1980’den beri faaliyet gösteriyoruz. Teknolojinin gelişmesiyle laminat, lamine gibi farklı avantaj ve dezavantajlara sahip ürünlerin çıkması ve yurtdışından standartlara uymayan malzeme getirilmesi sonucu yaşanan haksız rekabet, özellikle masif parke sektörünü çökme noktasına getirdi. Yaklaşık olarak 100 bin m2’ye yakın üretim kapasitesine sahip bir firmayken, kapasitemizi 20-25 bin m2 düşürmek zorunda kaldık. Bu gidiş devam ederse sanırım kapasitemiz daha da düşecek. Bu dönemde biz de tekrar, hiç istememekle beraber, lamine ve laminat parke ithalatçılığa döndük. Özellikle masif parke sektörü çökmek üzeredir arkadaşlar. Bunun için bir önlem alınması gerekiyor. Bunun için yapılması gereken en temel şeylerden bir tanesi; standartlara uygun, haksız rekabetlere meydan vermeden malzeme ithalatını sağlamaktır. Dolayısıyla masif parkenin ülkemizde çok büyük bir önemi var. Özellikle Düzce, Adapazarı gibi bölgelerde bilindiği üzere birçok parke üreten fabrika teker teker kapandı. Bu fabrikaların hemen yakınında kırsal bölgeden gelip çalışan ve çoğunluğu bayan olan insanlarımızın bir çoğu da işsiz kaldı. Özellikle kapanan fabrikalar nedeniyle bölgedeki üretim hacimleri ve kapasiteleri düştü. Halbuki bu ithalatın ki haksız ithalatın demek daha doğru, önlenmesi veya belli bir standarda kavuşturulmasıyla, masif parke üretiminin tekrar canlandırılması gerektiğine inanıyorum. En azından burada örgütlenme yolunda ilk adımın atılması son derce mutlu bir olay. O yüzden de kurultayının tüm parke üretici ve işadamlarına hayırlı olmasını diliyorum. Seda Kahvecioğlu - Lantana - Sektörün çok çeşitli sorunları olduğunu hepimiz biliyoruz. Biraz önce konuşan, özellikle satıcı bölümündeki arkadaşların dertleri büyük gibi görünüyor. Ama aslında ithalatçıların, üreticilerin hepsinin kendi kıyameti ayrı yaşanıyor sektörde. Tahmin ediyorum ki derneğin kurulması ya da tecrübelerin ortaya konmasında, bu sektörler arasındaki iletişimin oluşması çok önemli. Bu sektör biraz, futbol maçı gibi; bir sürü oyuncu var, takımlar var, ama kural yok, hakem yok. Hangi olaya kırmızı kart gösteriliyor, hangi yanlışta sarı kart çıkacak, penaltı ne zaman olacak, kimse bilmiyor. İthalatçı direkt satış yapıyor, üretici direkt satış yapıyor, ama satıcı da ithalatçıya belli bir volüm veremiyor gibi bir dolu sıkıntılar yaşanıyor. Dernekler yasasının bir yaptırım gücü var mı, kuralların dışına çıkanlara kırmızı kart gösterme şansı var mı bunu bilmiyorum, ama olmak zorunda. Çünkü böyle bir yaptırım olmazsa dernek, köy dayanışma derneği gibi yenilip içilip sohbet edilen bir mekan havasından kurtulamaz. Dolayısıyla çok ciddi kuralların konulduğu ve bunların gerçekten uygulanabildiği bir dernek olmasını arzuluyorum. İthalatta da, satışta da, uygulamada da standartların konulduğu ve standartların dışına çıkanlara cezai bir yaptırım olabildiği bir dernek olsun. Ayrıca bir sivil toplum örgütü olarak bir takım kanunların oluşması ve kuralların koyulmasında etkili olalım, söz hakkımız, yaptırım gücümüz olsun istiyorum. Şevket Adayılmaz - ZESİAD Başkanı - PARSİAD’a başarılar diliyorum. Zemin Kaplama Malzemeleri Sektörü İşadamları Derneği’nin başkanıyım; 30 yıldır da duvardan duvara halı satışı ile iştigal ediyorum. ZESİAD’ı kuralı 1,5 yıl oluyor. Üyelerimizin çoğunluğunu halı, PVC ve laminat parke satan kişilerden oluşuyor. Arkadaşlarımın bir kaçı bana, parkeciler de bizim ZESİAD’da olsaydı daha iyi olmaz mıydı dediler. Belki iyi olurdu, belki de ayrı bir örgütlenme daha hayırlıdır diye düşündüm. Gerçi birlikten kuvvet doğar, buna her zaman inanmışımdır. Halıcılar olarak yıllardan beri dernek oluşturmaya çalışıyorduk, ama zemin kaplamaları sektörü çok çok geliştiğinden ZESİAD adı altında birleştik. Son 10-15 sene içinde teknolojik ve ekonomik gerekler çok değişti. O kadar ki, laminat parkeyi 10 yıl önce düşünemezdik bile. Biliyorsunuz yurtdışında da eskiden bütün ev tekstili tek bir fuar altında toplanırdı. Sonra bu değişti, halıcılar ayrı bir fuar da toplandı. Domoteks adıyla ayrıca halı fuarı kuruldu. İstanbul Ticaret Odası’nda halı, mobilya, mefruşat, elektrikli ev aletleri tek bir komitedeydi. Sonra sektörde o kadar çok işyeri açıldı ki, elektrikli ev aletlerini ayırdılar. Ardından mobilyayı ayırdılar, geçen yıllarda mefruşatı ayırdılar, şimdi de halıyı ayırmaya çalışıyoruz. ZESİAD ve PARSİAD’ı belki bir federasyon altında toplarız, birlik oluruz diye düşünüyorum. Burada ekonomik gelişme ve teknoloji bize yol gösterecek. Son on sene önce halıcıla; ne PVC, ne de parke satıyorlardı. Ama teknoloji o kadar gelişti ki, bizim duvardan duvara halı satıcıları içerisinde PVC’nin ciro oranı halıyı geçti. Şimdi parke süratle yükseliyor, yani ekonominin ve teknolojinin nereye gideceğini bilemiyoruz. Bence bırakalım parke sektörü kendi içinde ayrı bir dernek olarak kurulsun. İlerde bir federasyon altında buluşuruz, daha güçlü oluruz. Biraz önce konuşma yapan bir dostumuz, “Halıcılar parke satmasın,” demişti; doğru, “Parkeciler de halı satmasın,” diyebilirdi. Ama bırakalım ticaret kendi yolunda yürüsün, akan suyu durduramazsınız, önüne set çekemezsiniz. Belki yarın parkeciler de masif ve laminat olarak iki ayrı kanata bölünebilirler. Serbest ekonominin güçlenmesi için çok sayıda sivil derneklerin kurulması lazım. Bilhassa demokrasilerde gelişmeyi sağlamak için bu dernekler kurulmalı. Ama ilerde menfaati aynı olan dernekler bir araya gelecektir. Bana göre bizim müşterek dertlerimiz de var, konuşma yapan arkadaşlar ithalata bir disiplin getirilsin dediler, aynı problem bizde de var. PARSİAD ve ZESİAD’ı kardeş kuruluşlar diye düşünüyorum. EZSİAD Endüstriyel Zemin Kaplamaları Derneği de kurulursa üç kardeş kuruluş, kol kola çok daha güçlü oluruz. Beraber yürümeye mecburuz. Yeni kurulan PARSİAD’a başarılar diyorum. Tunç Elmasulu /BVT ZEMİN MARKET - Sebahattin Bey’i tebrik etmek isterim. Yanılmıyorsam, 4-5 yıl önceydi. Yine bugünkü gibi tüm zemincileri bir araya toplamıştı. O zaman endüstriyel zeminciler, parkeciler, PVC’ciler vardı. Herkes birbirine girdi. Tipik bir Türk toplantısı oldu, herkes kendi çıkarını savundu. Türkiye’de sivil organizasyonlar artıyor. Avrupa Birliği’nde sivil organizasyonlar güçlü. Laminat Parke Birliği var. Mesela bunlar devletten daha saygın, sözü geçen ve güçlü kuruluşlar. Umarım ZESİAD da, PARSİAD da böyle ilerler ve beş sene sonra sektörü temsil eder duruma gelirler. Eskiden dernekçilikle uğraşmış biri olarak benim gördüğüm, dernek içindeki çıkar kavgalarından dolayı derneklerin bir süre sonra iş yapamaz hale gelmesidir. PARSİAD’da böyle bir sorunun yaşanacağını zannetmiyorum. Çünkü çok fazla küçük veya orta boy üretici ve ithalatçı var. Dolayısıyla derneğin tek bir hakimi olmayacaktır. İşler yolunda gidecektir. Gördüğüm kadarıyla kurultaya katılım oranı hayli geniş. Ben 11 yıldır sektördeyim, ilk defa bu kadar çok tanıdığımla bir arada oluyorum. Bunun devam etmesi için direkt somut hedefler koyulması ve oradan gidilmesi lazım. Yoksa iki toplantı daha yaparız, üçüncüsünde gruplaşmalar olur. Benim üç tane önerim olacak. Hazır da Sebahattin Bey gibi ne söylesek yapan bir arkadaşımız var. Daha önce söylemiştim kara liste. Beyaz eşyacılar bunu yıllardır yapıyorlar zaten. Özellikle 2000 yılında laminat parke patladığı zaman adamın biri bir laminat parke dükkanı açıp, sırayla her ithalatçıyı birer kere dolandırıp, iki sene geçinebiliyordu. Bilgi çağındaki sanal otobanda artık sektörün bir sitesi var. Herkes kendisini dolandıranların adlarını teşhir etsin ve siteye girenler bu adamların ismini öğrensin. Bir daha da böyle kişilere mal verilmesin. Derneğin kuruluşunu beklemeden bile yapabiliriz bunu. Bunu yaptığımız zaman ikinci olarak PARSİAD üyesi olmayanlara portalı kapatırsınız, dolayısıyla üyelik aidatlarını toplamanız kolaylaşır, çünkü işin ucunda para var. Birisi Adıyaman’dan arıyor. Bilmiyorsunuz çeki ödenmiş mi, ödenmemiş mi. Demin parkeci bir arkadaş, “Halıcılar parke satmasın,” dedi ama laminat parke sektörü özelinde en büyük sorun bu. Dükkanın geçmişi iki yıl, on yıllık esnaf bulamıyorsunuz. Ben halıcılara mal satmıyorum, halıcılara genelde halı dağıtımcıları satıyor. Satmalarının nedenlerinden biri de halıcılar parkecilerden eski olduğu için halıcı dükkanı hakkında daha fazla bilgi sahibi olabiliyorlar. Örneğin Ordu’ya gittiğiniz zaman oradaki halıcı esnaf 15 yıldır halı satıyor. Ama laminat parkeci bulamıyorsunuz. Diğer önerim, laminat ustası konusu. Neredeyse herkes, laminat ustası. Bu ustalara bir sertifika verelim ve biz de ithalatçılar, üreticiler olarak sertifikalı ustalara daha çok para ödeyelim, tavsiye edelim, ona iş vermeye çalışalım; dolayısıyla şu ustalık işini bir kurumsallaştıralım. Bilmiyorlarsa küçük bir kursla da olabilir, ama bu eğitimin sonunda bir sınav ve bir sertifika olmalı. Usta adayı da kursa geldiği zaman bunun karşılığında 1 milyona değil de 1,5 milyona yapacağını bilsin. Biz de karşımıza gelen ustayı üç tane işe gönderip, üçünü de rezil ettikten sonra işten kovmayalım. Bir de o işlerle biz uğraşmayalım. Üçüncü önerim yalnızca laminat parke ithalatçıları ve üreticilerinin katıldığı bir toplantı yapalım ve kendi aramızda kansorojen meselesini tartışalım. Ben ilk toplantının sponsoru olurum, bu konu Ali Atıf Bir’in köşesinde çıktığına göre, yakın bir zamanda “Bu ürünler kanserojendir, atın kardeşim,” denilebilir. Sonra masif parkenin cilası da kanserojen; o da kanserojen, bu da kanserojen bu işin sonu yok. İki-üç hafta içerisinde bir Cumartesi günü şöyle tam gün ayıralım. O toplantıdan da şu sonuç çıksın. Bu işin doğrusu şudur, E1 budur, kanserojen budur, şu malzeme iyidir, bu malzeme kötüdür diyelim. Hiç olmazsa EPLF’nin yaptığı gibi tavsiye edilen kurallar başlıklı bir metin yayınlayalım. Dernekleştiğimizde biz kötü parke satanı hapse atacak değiliz, öyle bir gücümüz olamaz, ayrıca bu doğru bir şey değil. Serbest rekabet kurallarına dikkat edilmesi lazım. Kötü malı getiren de satacaktır. Türkiye şartlarında bunu engelleyemezsiniz; İstanbul gümrüğünde durdurursunuz, Artvin gümrüğünden sokar. Bir yazı hazırlar, ürünler E1 değilse içinde formaldehite vardır, sağlığa zararlıdır deriz. Ben şu andaki bilgimle böyle bir metni kaleme alacak aşamada değilim, olsam yapardım. Onun için bir an önce tartışalım ki, kamuoyu da bilgilensin. Bunu basın bülteni olarak gazetelere gönderip yayınlatalım. Bu önerilerimi size sundum, inşallah destek görür. Hayırlı olsun. İbrahim Özcan /Çamsan - Herkesi selamlıyorum; şimdi bir anda kendimi tüketici yerine koydum. Diyelim evimin zeminini kaplayacağım parkeciye gitsem diyecek ki, “Aman ha, halı alma halılarda meite vardır,” Peki halı almayalım parke alalım; Hürriyeti gazetesindeki o yazıyı okumuşsam ve halıcıya gitmişsem o da “Bak parkeler kanserojen maddeler içeriyormuş,” deyince herhalde betonda yatmaya kara vereceğim. Maalesef böyle bir karmaşa var; sadece bu noktada değil, işin ticari yönünde de çok ciddi karmaşalar var. Haklı rekabetin yapılmadığı bir ortam. Tüketici parayı ödeyince, bunun karşılığında ne alacağını bilmediği bir ortamda yaşıyoruz. Bu noktada biz TSE ve Sanayi Bakanlığı ile birtakım girişimlerde bulunduk, çeşitli toplantılarımız oldu. Biz Çamsan olarak Türkiye’de ilk 250’ye giren bir firma olmamıza rağmen, inanın çok fazla sözümüzü geçiremedik. Dünyada olduğu gibi tek yolu var, galiba o yolda bir şekilde dernekleşmek. Burada herkes gibi ben de Sebahatin Bey’e gerçekten teşekkür ediyorum. Bu işten para kazanan bizleri bir araya getirdi ve örgütlenmemizi sağladı. Hakikaten çok ciddi kargaşa var ortamımızda, bu kargaşayı böyle bir dernekle önleyebileceğimize biz Çamsan olarak candan inanıyoruz. Bugüne kadar yerli üreticiler olarak bizim de eksikliklerimiz vardır. Biz de sonuçta MDF, MDFlam ve parke üreten bir firmayız. Sektörümüze bugüne kadar gerekli önemi verememiştik, ancak bundan sonra yeni yatırımlarımızla vereceğiz. Bu yıl itibarıyla Türkiye’de tüketilen laminat parkenin üç katı kadar üretim oluyor, önümüzdeki yıl ve gittikçe daha da artacak. Buna paralel olarak, o zaman bu yaşanan kargaşa daha da artacak. Tabii tüketiciler de gittikçe daha da bilinçleniyor, birileri bizi zorlamadan biraz önce, Berki Bey söyledi galiba, ortak olduğumuz noktalarda ve böyle bir derneğin altında birleşip buradan hareketle problemlerimizi etap etap çözeceğimize inanıyorum. Bunlar ne olabilir; bunun TSE’si çıktı, 9 Temmuz’da Resmi Gazete’de yayınlandı, üç aylık geçiş süreci var, 9 Ekim’de de yürülüğe girecek. Mesela bunun etrafında toplanabiliriz, çünkü ithalatçı arkadaşlar da ciddi olarak bu işten rahatsız. Yani şöyle bir şey yok; ucuz mal getirdi de ondan kazandı. Yok öyle bir şey! Artık kalitesiz spot mamülün dibi görünmüyor, bugün 2 Euro’ya parke satılıyor. Doğu Karadeniz’de bir Almancı vatandaşımız, gelmiş petrol istasyonunu kurmuş, bir de tır almış, bakmış ki kriz var; parke getirmiş benzin istasyonunda laminat parke satıyor(!) Evet biz bunları yaşıyoruz asgari müştereklerde birleşip bir şeyler yapabilceğimiz, devletin çeşitli kademelerinde sözümüzü geçirebileceğimiz, böyle bir derneğimizin olmasında yararlar var. Tüketici bizi zorlamadan bu derneğimizi bir an önce faaliyete geçirmeliyiz. Biz bu derneği destekliyoruz, bugüne kadar laminat parke gibi önem vermedik ama bizim kendi içimizde çalışmalarımız vardı; biliyorsunuz laminat parke dünyada yeni bir ürün. İlk 1995 yılında 50 milyon metrekare, geçen yıl 300 milyon metrekare laminat parke satılmış, ahşap esaslı ürünler içerisinde aslında aşınma ve dayanımı en yüksek ve kolay olan ürün. Ancak hem Türkiye’de hem de dünya da yeni bir ürün olduğu için, çok ciddi kargaşalar var. Avrupa’da da bunun standartları yeni oturdu, eğer biz bunu hem ahlaki hem de ticari açıdan düşünürsek, bizim bu ürünü halkımıza kaliteli bir şekilde sunacağımıza inanıyorsak, hep beraber asgari müştereklerde buluşalım diyorum. Zaten biz buluşamazsak, birileri bizi bu noktaya çekecek. Çünkü serbest ekonominin, serbest rekabetin olduğu ortamda bugün bu iş böyle. Bir belediye başkanı bile çalışmadığı sürece, bir sonraki dönemde bir kez daha belediye başkanı seçilemiyor. Eğer biz ürünümüze sahip çıkmazsak, yarın bunun yerine ikame ürün gelecek, biz de pazarımızı kaybetmiş olacağız. Bu konuda biz PARSİAD’ı destekliyoruz, laboratuarlarımız açıktır. Yurtdışından gelen parkelerle iligili tereddütü olan varsa, bize müracaat edebilir. Gayet açıkyüreklilikle, kendi laboratuvarımızda bunların testlerini yapıp kendilerine verebiliriz. Herkese teşekkür ederim. Erdal Unustası - Serfloor -
Sebahattin Bey’e teşekkür ediyorum, arkadaşları güzel bir amaçta buluşturduğu
için. Herkes bu birleşimde hemfikir ki, bu derneğin kurulması gerekiyor.
Bizim fikrimiz şu; Türkiye’de bir problem var. Buna bizim çözüm bulmamız
gerekiyor. Üreticiler olarak, satıcıya ne yapıp yapıp para kazandırmamız
gerekiyor. Parke satıcılarının sayısı 10 bin kişiyse, bizim bunu bir
şekilde 1000 kişiye veya 3000 kişiye düşürmemiz gerekiyor. Parkeyi satabilmek
için belli özelliklere sahip olmanız gerekiyor. Dernek bunu organize
edebilir. Belli özelliklere sahip olmayan kişilere bu malzeme verilmez.
Ben bunun için bir girişimde bulundum. Şu an onu da buradan ilan edeyim.
Serfloor Mağazaları kurmaya çalışıyorum. Bu
mağazalarda belli bir düzeni bir araya getirmeye çalıyorum. |
|||||||