| |
|
|
» Haberin devamı... |
|
LAMİNAT PARKEDE %100 YERLİ ÜRETİM: PELİ PARQUET
Murat Turan: “Firma olarak yaptığımız her işte öncü ve en iyi olmayı hedefleyerek yola çıktık. 2008 Nisan ayı itibariyle kendi bünyemizde üreteceğimiz HDF ile laminat parke üretimine başlayacağız. Yaptığımız araştırmalar sonucu keşfettiğimiz yeni bir kilit sistemini Türkiye’ye getirdik. Montajı son derece kolay olan ve içindeki özel plastikten dolayı hiçbir şekilde kendisini bırakmayan ama istendiği takdirde de çok kolay sökülen bu sisteme ustaların tepkisi çok olumlu oldu.” 1949 yılında kurduğu kontrplak fabrikasıyla, orman ürünleri alanında sektörün en eski firması olma özelliği taşıyan Turanlar Grup, 2008 yılı başında laminat parke üretimine başlayarak sektöre iddialı bir giriş yapıyor. Şimdiye kadar laminat, sunta, kereste, ahşap parke ve inşaatlar için ahşap kalıp sistemleri üreten Turanlar Grup Yönetim Kurulu Üyesi Murat Turan, Peli Parquet markasıyla üretimini gerçekleştirecekleri laminat parkenin, sektörde ne tür bir fark yaratacağını ve Peli Parquet’nin geliştirilme sürecini dergimize anlattı. Ahşap sektöründe yarım asırdan uzun süredir faaliyet gösteren bir kurum olarak parke üretimine yeni giriş yaptınız. Bu tercihinizin sebebi neydi? Geç kalmamızın en önemli nedeni parke üretimimizin hammaddesi olan HDF üretimimin bünyemizde bulunmamasıydı. Dışarıdan tedarik ederek kalitesine tam olarak hakim olamadığımız bir malzemeyle bu işe girmek istemedik. Ancak 2008 Nisan ayı itibariyle faaliyete geçecek olan bir HDF tesisimiz var artık. İlk etapta, yani Nisan ayına kadar olan sürede, üretimde kullanmak üzere gereken HDF’yi yaptırdık. Nisan ayından itibaren de kendi HDF üretimimizle yolumuza devam edeceğiz. Biz laminatı çok iyi bilen bir kuruluşuz. Ayrıca laminat parkeyi bir araya getiren unsurların da üreticisiyiz. Sahip olduğumuz üretim hattı Türkiye’de tek ve bu üretim hattında yüksek yoğunlukta HDF üretimini Türkiye’de ilk kez biz gerçekleştireceğiz. Yüksek yoğunluktaki üretime ek olarak, çok ince levhalara kadar inebiliyoruz. Diğer üreticilere baktığınızda 8 milimetrenin altına inen olmadığını görüyoruz. Oysa biz 1,5 milimetreye kadar düşüyoruz ve malzemenin her milimetrekaresini kontrol edebiliyoruz. Bu yüzden piyasadaki diğer yerli veya ithal parkelerde görülen kalınlık toleransları bizde sıfır. Böylelikle dünyada bu çapta üretim yapan üçüncü tesisi Türkiye’de hizmete sokmuş olacağız.
Yeni üretiminiz Peli Parquet’i bize anlatır mısınız? Laminat parkede nasıl bir fark yaratıyorsunuz? Turanlar Grup olarak, yaptığımız her işte öncü ve en iyi olmayı hedefleyerek yola çıktık. Kontrplakta Türkiye’nin en iyi malzemesini yaparak başladık ve bugün dünyanın her yerinden talep görüyoruz. Laminat parkede de yaptığımız araştırmada, henüz birkaç ay önce ortaya çıkan bir kilit sistemin olduğunu keşfettik. Hemen tasarımcılarla iletişime geçtik ve bu özel kilit sistemini Türkiye’ye getirdik. Gerçekten montajı son derece kolay, içindeki özel plastikten dolayı hiçbir şekilde kendisini bırakmayan ama istendiği takdirde de çok kolay sökülen bir sistem. Ustalar bu ürünümüze çok olumlu tepki verdiler. Renk konusuna gelince; şu an 7 farklı renk seçeneği sunuyoruz. Piyasada tutulan, moda olan renklere öncelik verdik. Ama piyasanın akışına göre bu renk sayımız da artacak. Peli Parquet pazarlama stratejisi olarak nasıl bir yol izleyecek? Şimdiye kadar laminat üretimimizde uyguladığımız, işleyen bir bayilik sistemimiz zaten mevcut. Benzer bir sistemi bu kez parke satıcılarıyla oluşturacağız. Türkiye’nin her yerinde bilinen bir markayız ve şu anda bizden bayilik almak için bekleyen ciddi bir talep var. Bu başvurular arasında en uygun iş ortaklarını seçiyoruz. Şimdilik 10 yıl garanti veriyoruz. Ama kısa zamanda bu süreyi daha da arttıracağız. Son günlerde Çin mallarına getirilmesi planlanan anti damping uygulaması hakkında düşünceleriniz nelerdir? Esasen benim ülkemin hiç kimsenin çöplüğü olmaması lazım. Diğer ülkeler, atacak yer bulamadığı malları ülkeme göndermemeli. Bu çağda, Avrupa Birliği’ne girmek üzere olan bir Türkiye’de, insanların evinde kullandığı her türlü malzemenin belli bir sağlık ve kalite normunu taşıması gerekir. Uzakdoğu’dan gelen malların bu konuda eksikleri olduğunu biliyorum. Buna bir şekilde mani olunması gerekiyordu. Ama aynı şekilde Avrupa’dan da gelen “fabrika deposu temizleme” alışkanlığı var. Bu da zamanla değişecektir. Yere döşediğimiz laminat parkenin beni, ailemi, çocuğumu kanser etmemesi lazım. Sizce bu uygulama sektörde boşluk doğmasına yol açabilir mi? Bu boşluğu dolduracak kapasite ve kalitede yerli üreticiler fazlasıyla mevcut. Orman ürünleri alanında Türkiye sanayicileri iyi konumda. Hepsinden önemlisi, Türk üreticiler Avrupa normunda çalışıyor. Kullanılan her türlü malzeme belli bir standarda sahip. Bir malı ucuzlatmanın tek yolu, onu sağlıksız hale getirmek değildir. Türkiye’deki sanayici gerekli teknolojik yatırımı yaparak ve üretim kapasitesini arttırarak her kesime hitap eden ürünleri piyasaya sunacaktır. Bu gelişmeler laminat parke üretimine başlamak üzere olan bir firma olarak hedeflerinizi etkiledi mi? Elbette üretim hedefimizi yukarı doğru revize ettik. Yıllık 10 milyon metrekare hedefimiz vardı. Fakat 2009’da inşallah 20 milyon metrekare üreteceğiz. Firma olarak geleceğe yönelik başka hedefleriniz var mı? Biz yaptığımız her işte, piyasada “bizden öncesi” ve “bizden sonrası” gibi milatlar oluşturduk. Peli Parquet’de de aynı şey yaşanacak ve sektörün kalite ortalaması yükselecek. Çok değişik ürünler üreteceğiz ve dekor zenginlikleri yaratacağız. Peli Parquet sadece Türkiye’ye ve doğuya satılan değil, parkenin merkezi Almanya’ya da satılan bir laminat parke haline gelecektir. |
||