» Haberin devamı...

MİSER, LAMİNE VE LAMİNAT PARKEDE FARK YARATIYOR

Nazım Miskavi: “Çin’den getirdiğimiz Art Plus ve Lüksemburg’dan ithal Luxfloor markalı ve TSE belgeli laminat parkelerimiz dışında bu yıl lamine parke de ithal etmeye başladık. Tercihimiz Avusturyalı Vito parkeden yana oldu. Vito parke, bizi rekabette zorlasa bile gerçekten kaliteli bir ürün.”

Üretici olarak girdiği parke sektörüne, ithalatçı kimliği ile devam eden Miser, Çin’den getirdiği laminat parkeleri TSE garantisi kapsamında olmadan piyasaya sürmüyor. 2007 yılı içinde yaptığı atılımla, Avusturya’nın ünlü markası Vito ile lamine parke alanına da iddialı bir giriş yapan Miser’in Yönetim Kurulu Başkanı Nazım Miskavi, Çin’den ithalat yapan bir firma oldukları halde çıkması beklenen anti damping uygulamasını desteklediklerini söylüyor.

Sayın Nazım Miskavi, Miser olarak parke sektörüne giriş öykünüzü anlatır mısınız?

1959 yılında aile şirketi olarak kurulduk. Ağırlıklı olarak yurtiçi ve yurtdışı ofislerimizle lojistik, nakliye, depolama ve ticaretle ilgilenmekteyiz. Parke ve orman ürünleri alanında faaliyet gösteren şirketimiz Miser’i ise 2003 yılında kurduk. İnşaat malzemeleri satışımızı yurtdışında zaten yapıyorduk. Türkiye’deki yapılaşma hızı ve yurtdışında bu konuyla ilgili bağlantılarımızın olması parke konusunda cesaretlendirdi.

İlk başta imalatçı olarak sektöre giriş yaptık. Avrupa’dan board getirerek burada kesim ve paketlenmesini yapıyorduk. Fakat 2005’te üretim bölümünden çıktık. Çünkü ürünü AB ülkelerinden almamıza rağmen, Türkiye’de son işleme tabi tuttuğumuz için parkemiz yerli ürün olarak kabul ediliyordu. Bu durum satış avantajımızı olumsuz etkiliyordu. Dolayısıyla 2005 senesinde ithalata döndük ve Lüksemburg ve Çin’den ithalata başladık.

İthalatın firmanıza sağladığı yarar ne oldu?

İthalat, üretime göre çok daha avantajlı bir süreç. Malın garantisi tamamen üreticinin üstüne. Laminat parkemizi Luxfloor markasıyla getirdik ve güzel satış rakamları yakaladık. 2006 senesinde Çin’den lamine parke de getirmeye başladık. Ama laminede anti damping çıkınca bir avantajı kalmadı. Biz de araştırmalarımız sonucunda Avusturya’da Vito şirketiyle anlaşma sağladık. Şu an pazarlama sürecindeyiz. Bizi rekabette zorlasa bile, gerçekten kaliteli bir ürün. Şu an ürün gamımızda hem laminat hem de lamine parke bulunuyor.

Bize laminat parke çeşitlerinizden bahseder misiniz? Ürünleriniz hangi özellikleri taşıyor?

İki farklı marka laminat ürünümüz var. Çin’den getirdiğimiz Art Plus ve Lüksemburg’dan ithal Luxfloor. Luxfloor markamız AC3 ve AC4 sınıfında. Art Plus markamız ise AC2 ve AC3 sınıfındadır. Luxfloor’da 12, Art Plus’ta 6 renk seçeneğimiz var. Luxfloor mimari dekorasyon çalışmalarına, Art Plus ise müteahhitlere hitap ediyor.

Bu ürünlerinizin piyasadaki diğer laminat parkelerden ne tür farkları var?

Herşeyden önce, tüm ürünlerimizin TSE belgesi var. Çin’den gelen ürünlerimiz dahil. Bu belgeyi Türkiye’deki yetkili kişilerin, Çin’e giderek yerinde inceleme yapması ve ürünlerimize imalat yeterlilik belgelerini vermesi sonucu alıyoruz. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’ndan garanti belgelerimiz de mevcut. Çünkü firma olarak en büyük hedefimiz yaptığımız işi dört dörtlük yapmak.

2007 ortasında, normal laminat parkenin yanısıra, gerçek ağaç dokusunu verebilen, laminat parkenin yapay havasını tamamen yok eden, “sonsuz desen” dediğimiz ürünleri de ithal ettik. Böylelikle klasik laminat piyasa dekorlarının dışına çıkıyoruz. Ayrıca laminatta dekorlar genelde üç striptir. Biz bundan vazgeçtik; 12 rengin 11’i iki stript.

Miser olarak bu yıl lamine parke de ithal etmeye başladınız. Lamine piyasasına nasıl bir ürün sundunuz?

Lamine parkemizi uzun araştırmalar sonucu Avusturya’dan ithal etmeye başladık. Tercih ettiğimiz marka ise Vito. Bu markayı ithal etmeden önce firma hakkında çok yoğun inceleme yaptık. Üretim hatlarını, imalat sürecindeki titizliklerini gördük. Bu bizi son derece tatmin etti.

Lamine parkelerde üst yüzey temel kaliteyi belirler. Vito’da parkenin üst yüzeyinin hazırlanış şekli olarak, dünyada üç ya da dört firmanın kullandığı “blockbonded” denilen bir sistem uygulanıyor. Bu teknoloji sayesinde Vito parkenin ek yerlerinin belirginliği son derece az ve ek yerleri normalden daha sağlam, bu da ek yerlerinin su ve toz gibi dış etkenlerden korunmasını sağlıyor. Vito’yu tercih etmemizin temel sebebi olarak bunları gösterebiliriz. Bu ürün ayrıca kilitli sisteme sahip olması sebebiyle döşeme kolaylığına da sahip.

Lamine parkemizde ayrıca 6 kat ultraviyole cila var. Şu elimizde 3 strip malzeme bulunuyor. Meşe rengini iki kalite getirdik; “Liberty” ve “Trend”. Liberty üst gruba hitap eden ürünümüz. Bunun dışında merbau ve iroko getirdik. Vito’nun renk ve ürün yelpazesi son derece geniş. Biz Vito’nun her türlü ürününü bayi ve projelere teklif ediyoruz ve getirtiyoruz.

Ürünlerinizi pazarlarken nasıl bir strateji uyguluyorsunuz?

Genelde bayilik sistemini tercih ediyoruz. Bayilikleri de ya şehir, ya da bölge bazında veriyoruz. Bu yüzden çok fazla bayiimiz yok ama ithalatçı konumuna gelecek kadar büyük bayilerimiz var. Bu durum bize iki türlü avantaj veriyor. Birincisi desteklediğimiz kişi bizimle birlikte çok rahat pazarlama faaliyetinde bulunuyor. Aynı malı o bölgede veya şehirde ondan başka kimse satmadığı için müşteriye giderken bölge bayisi olarak gidiyor. Müşteri de bu durumdan fayda sağlıyor. Çünkü alım yaptığı yer yetkili bayi oluyor ve hatalı bir malda anında değişim yapılıyor.

İkinci olarak bayiler birbirini kırmıyor biz de bayileri kırmıyoruz. Bunun için de özel bir sistem oluşturduk. Antalya’daki bir bayi gelip Ankara’da fiyat bozamaz. Benden malı Ankara’ya teslim alamaz. Kendi nakliyesini yaparsa da fiyat avantajı kalmaz. Böylece bayiler birbirinin bölgesine tecavüz etmiyor. Ayrıca bir bölge bayiliği verdiğimizde, o bölgeden gelen tüm talepleri bayilerimize yönlendiriyoruz. Bayiimizi aradan çıkarmıyoruz.

Çin’den ithalat yapan bir firma olarak, gündemdeki anti damping uygulamasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada sıkıntı yaratan iki unsur var. Biri yanlış beyan, diğeri yanlış ürün karşılaştırması. Yurtiçinde üretilen parkelerin hepsi ya AC3 ya AC4 kalitede. Çin’den buraya gelenler ise AC1. Ancak ürünlerin üzerinde AC3 yazıyor ve AC1 fiyatı veriliyor. Bu da müşteriyi yanıltıyor. Burada haksız rekabet oluyor. Bizim ürünümüzün üzerinde AC2 ve AC3 yazıyor ve gerçekten AC2 ve AC3. Bu yüzden fiyatlarımız piyasadaki diğer Çin mallarından daha pahalı. Buna ek olarak TSE garantimiz ve imalata yeterlilik belgemiz var. Bunların hepsi maliyet yükselten unsurlar. Bu yüzden, piyasadaki en pahalı Çin malını biz satıyoruz. Piyasada 20 günde bir kutu ve marka değiştiren firmalar bulunuyor. Bizde bu asla olmaz. Miser olarak her parkemiz test ediliyor ve standarta uygunsa ithal ediliyor.

Çin malı getiren bir firma olmamıza rağmen anti dampingin gelmesini gayet doğru buluyorum. 2006’da TSE mecburiyeti kalktıktan sonra çöplüğe döndük. Biz TSE’de özel test yaptırmaya devam ettik. Bunun avantajı çok fazla oldu çünkü üründe bir hata varsa Çin’den bunu düzeltene kadar 4 ay kaybediyorsunuz. Yapılan özel testler ile bu süreyi minimuma indirip malzemelerin sürekli aynı kalitede kalmasını sağlıyoruz.

Bunları göz önüne alırsak anti dampingle oluşacak fark bizi etkilemez. Bunun sonucu sadece 3-5 konteynır getiren firmalar piyasadan silinecek. Diğerleri ise hesabını yeniden yapacak. Biz hem Avrupa’dan hem Çin’den mal getirdiğimiz için sorunumuz yok.

Miser olarak 2008 yılını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Önümüzdeki yıl furyadan faydalanmak için piyasada olan insanlar temizlenince hem yerli üretici, hem Avrupa ithalatçısı hem de Çin ithalatçısı rahatlayacak. İthalatçının sorumluluğu artacak ve önüne gelen herkes ithalat yapmayacak. 2008’i bu yüzden çok iyi görüyorum. Bu işi hakkıyla yapanlar kalacak. Talep zaten artıyor. 2006 koşullarına geri döneceğiz ve sağlıklı rekabet oluşacak. Pazarlama ve müşteri memnuniyeti gibi unsurlar ön plana çıkacak. Çöp kalitesindeki mallar fiyat avantajıyla piyasaya artık hasar veremeyecek.

 

 » Ana Sayfa