» Haberin devamı...

SAKA PARKE, KALİTEYİ ÇİN’DE ÜRETECEK

Ahmet Saka: “Uzakdoğu’dan ucuz ve kalitesiz ürünler getirerek tüketiciyi mağdur eden firmaların aksine biz, tüketicinin hem hesaplı hem de iyi bir ürüne sahip olmasını istediğimiz için Çin’de bir fabrikayla anlaşma yaptık. Bu fabrika, Türkiye’den sadece bizim için üretim yapıyor ve başka ülkelerden gelen talepleri ancak bizden izin alarak kabul ediyor.”

Otuz yılı aşkın süredir inşaat malzemeleri alanında piyasaya hizmet veren Saka Parke, sektördeki öncü ve yenilikçi duruşunu, yurtdışında yaptığı yatırımla bir kez daha ispatlıyor. Saka Parke, Çin’deki fabrikasında kendi ihtiyacını karşılayacak üretimi yapmanın yanı sıra, standartlara uygun ürün isteyen başka firmalar için de marka üretecek. Sektörün deneyimli ismi ve Saka Parke’nin sahibi Ahmet Saka, Çin’deki yatırımının detaylarını, firmasının bundan sonraki hedeflerini ve sektörün durumu hakkında ki düşüncelerini Parke Dergi si’ne anlattı.

Saka Parke olarak bugünlere geliş sürecinizden bahseder misiniz?

Firmamız 1974 yılından beri inşaat malzemeleri üzerine faaliyet gösteriyor. Ancak parke sektörüne, 1991 senesinde masif parke üretimi yapan fabrikamızla giriş yaptık. 1999 yılından sonra ise değişen koşullarla birlikte Avrupa üretimi laminat parke satışı yapmaya başladık. 33 yıldır sektörde parke ve inşaat malzemeleri konusunda hizmetlerimizi sürdürerek yolumuza devam ediyoruz. Ancak asıl ağırlığımızı Uzakdoğu ile ilgili malzemelere veriyoruz.

Ürün çeşitleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz?

Bildiğiniz gibi firmalar, piyasada yer tutmak için Uzakdoğu’dan ucuz ürünler getiriyor. Bu konuda bizim tutumuz farklı. Biz tüketicinin hesaplı ve iyi bir ürüne sahip olmasını istiyoruz. Kalitesiz mal satın alan insanların üç ay sonra mağdur olmasını istemiyoruz. Bu yüzden de Çin’de bir fabrikayla anlaşma yaptık. Bu fabrika, Türkiye’den sadece bizim için üretim yapıyor ve başka ülkelerden gelen talepleri ancak bizden izin alarak kabul ediyor. Ayrıca şu anda yeni bir ürün olan senkronize, yani sonsuz yüzey, laminat parkenin 8 milimetre ve 12 milimetre olarak ithalatına başladık. Yakın bir zaman içinde Türkiye pazarına, tescilli markamız olan Breda Syo adı altında üst kalite bir malzeme sunacağız.

Çin’de bir fabrikaya ortak olma fikri nasıl oluştu?

Biz sektöre bir yıldan fazla süre ara verdik. Çünkü Türkiye’de hiçbir ithalatçı firmanın malını alıp satmak istemedik. Sürekli araştırma yaptık ve Çin’in birçok bölgesinde yüzlerce fabrika bulduk. Fakat bizim için doğru insanı ve doğru fabrikayı bulmak çok önemliydi. Bu süreçte birçok fabrika bizimle çalışmak istedi ve biz kendi anlayışımıza en uygun fabrikayı ve insanı bulduk. Tamamen ortak hareket ediyoruz. Bir anlaşma yaptık. Satış potansiyeli düşük bir fabrikaydı fakat şu an ciddi bir üretimimiz var.

Bu fabrikanın potansiyeli nedir?

Fabrikanın sahip olduğu alan çok büyük. HDF ve bitmiş mamul depolamak için yeni yer yapıyoruz. Aylık 550-600 bin metrekarelik üretim yapma potansiyeli var. Bizim öngördüğümüz şu an yılda 5 milyon metrekarelik bir üretim yapmak. Böylelikle hem bizim, hem de Çin iç piyasasının ihtiyaçları karşılanacak. Ancak belirtmek istiyorum ki biz, bu fabrikayla sınırlı kalmayacağız. Kısmet olursa Türkiye’de veya başka bir ülkede ciddi bir yatırım yapacağız. Bu konuda da yoğun bir hazırlık dönemindeyiz.

Peki Çin’deki fabrikanızda iç piyasadan gelen taleplere de cevap verecek misiniz?

Yıllık 250 bin metrekare sipariş garantisi veren, her siparişin %20 ön ödemesini yapan ve her türlü teste tabii tutulacak kadar kaliteli ürün isteyen herkes için marka yapabiliriz.

Ancak Çin’den gelen parkeler hakkında toplumda bir önyargı var. Bu sizce bir risk değil mi?

Çin’den Türkiye’ye gelen parkelerin %90’ı MHDF dediğimiz, yani E2 grubunda olan ürünler. Bir ton basıncı 780 ve 860 kilogram arasında gidip gelen, standart bir ağırlık yakalayamayan malzemeler. Biz HDF özelliğinde, bir ton basıncı 880 kilogram olarak tutturma mecburiyeti olan, Avrupa standardı bir ürünle piyasaya çıkıyoruz. İki ürün arasında ciddi fiyat farkı söz konusu. Biz ise bu farkı kar marjımızdan fedakarlık ederek minimum düzeye çekiyoruz. Sağlık normlarına uygun bir ürün üretiyoruz. Ama Türkiye piyasası maalesef sadece fiyata bakıyor.

Sizce kalitesiz ürün sorunuyla nasıl mücadele edilmeli?

Bugün piyasada, üç veya beş konteynır malzeme getirip, bu malzemeleri gümrükten çekemeyip de 5.70 dolar fiyat teklif eden insanlar var.14 tonun üzerindeki malları armatörler zaten kabul etmiyor. Bu malzemelerin gümrüğünü, fonunu ve KDV’sini ödeyemediği için, gümrükte mal edemediği fiyata satıyorlar. Piyasadaki dengesiz mal fiyatlarının ve kalitesiz ürünlerin en temel sebebi bence budur. Böyle yaparak hem piyasayı, hem de kendi düzenlerini bozuyorlar. Bu miktarda malzeme getiren firmalar ithalat yapacağı yerde, aynı miktarlarda malı, mal ettikleri fiyatların 0.10 veya 0.15 cent üzerine, hem sorunsuz, hem de risksiz bir şekilde birçok ithalatçı firmadan kolaylıkla temin edebilirler. Ayrıca Çin’den bir konteynır malın ortalama 30 gün gibi bir sürede Türkiye’ye gelmesi, Çin’deki firmaların %20 hatta %30 ödeme almadan üretime başlamaması gibi nedenler, uzun vadede üç-beş konteynır malzeme getiren insanlar için büyük dezavantaj teşkil etmektedir. Önemli etkenlerden biri de montanlı malzeme ithal eden firmaların mal alış ve navlun maliyetlerini daha makul seviyede tutmalarıdır. Bu şartları sağlayan firmalar varken ithalat yapmak hem riskli hem de çok fazla karlı değil.

Pazarlama stratejisi olarak nasıl bir yol izliyorsunuz?

Ben kapı kapı dolaşıp herkese mal satmıyorum. Türkiye’ye getirdiğim malı beş-altı müşterime pazarlıyorum. Bizim firma sistemimiz değişik. Bugün piyasaya dağılsam ve vadeli satışlar yapsam, Çin’deki fabrikamız bu talebimizi karşılayamaz. Fakat biz problem yaşamadan iş yapmak istiyoruz. Biz getirelim, aradaki toptancılarımız pazarlayıp kazansınlar. Bazı firmalar gibi her dükkana malzeme dağıtma peşinde değiliz. Saka firması olarak, bölgesel bazda çalıştığımız insanları ve tüketiciyi aynı anda koruma zorunluluğunu hissediyoruz. Yanlış malzemeyi doğru malzeme gibi yansıtamayız. Makul fiyatlarla kaliteli ürün anlayışımızdan şimdiye kadar taviz vermedik, bundan sonra da vermeyeceğiz. Çünkü bugün Türkiye’de satılan malzemeleri teste tabii tuttuğunuzda, çoğu üzerinde yazan değerlere uygun çıkmaz. Türkiye’deki tüketiciye yazık değil mi?

Şu an kaç renk üretim yapıyorsunuz?

Yedisi ana renk olmak üzere toplam 15 renk çalışıyoruz. Fakat bu elbette değişebilir. Çünkü müşterinin istediği rengi yapma şansımız var. Daha önce de söylediğim gibi; biz iyi birşeyler yapmak, iyi ve doğru ürün üretmek ve son tüketiciyi memnun etmek için çalışıyoruz. Fiyatı ne kadar düşük olursa olsun, Saka firması olarak kötü malzemeyi piyasaya sokmayacağız. Zaten ürünlerimiz bu yüzden talep gördü, kalıcı olduk ve bizden mal alan herkes yeniden sipariş verdi.

 

 » Ana Sayfa