» Haberin devamı...

Avrupa ve Amerika, kalite normları konusunda birbirine yaklaşıyor

LAMİNAT PARKEDE KALİTE STANDARTLARI

”1 Ocak 2007 itibariyle yürürlüğe giren kanun gereği, laminat parkelerin tümü bir CE etiketine sahip olmak durumunda. Bu yasa doğrultusunda Avrupa dışında üretim yapan firmalar da Avrupa normlarını dikkate almak zorunda kalıyor. Bir başka deyişle; Avrupa sınırları içerisinde her kim laminat parke satışı yapmak istiyorsa, bir CE etiketine sahip olmakla yükümlü.”

1 Ocak 2007 itibariyle yürürlüğe giren kanun gereği, laminat parkelerin tümü bir CE etiketine sahip olmak durumunda. Bu yasa doğrultusunda Avrupa dışında üretim yapan firmalar da Avrupa normlarını dikkate almak zorunda kalıyor. Bir başka deyişle; Avrupa sınırları içerisinde her kim laminat parke satışı yapmak istiyorsa, bir CE etiketine sahip olmakla yükümlü. Talepler açısından bakıldığın-da Kuzey Amerika ve Avrupa pazarları arasındaki farklılıklar çok da fazla görünmüyor. Kuzey Amerika Laminat Parke Birliği (NALFA) ile Avrupa Laminat Parke Üreticileri Derneği (EPLF), Uluslararası Kalite Standartları (ISO) müzakereleri çerçevesinde toplandı.

Avrupa Standartı

Esnek ve dokuma zemin kaplamalarını kullanım yoğunluklarına göre sınıflandırmak amacıyla oluşturulan EN 685 normu, 26 Kasım 1995 tarihinde Avrupa Standartlar Komitesi tarafından onaylanmıştı. Haziran 1996’da, EN 685’in uygulandığı ülkeler bu normu ulusal bir noktaya taşımayı başarmış ve olası tüm diğer ulusal standartları mevcut norm ile çatışabilir gerekçesi ile yürürlükten çıkarmıştı. EN 685’in amacı, esnek zemin kaplamalarının sınıflandırılabilmesini sağlamaktı. Zemin kaplamalarına getirilen bu sınıflandırma-nın temel hedefi ise ürünlerin kullanım yoğunluklarını tespit edebilmekti. Özellikle laminat parkeleri kapsayan ve 2000 yılı Aralık ayında yürürlüğe giren EN 13329 Avrupa Standartı, Avrupa ülkeleri dahilinde bir zorunluluk haline geldi. Uygulamaya bağlı olarak, laminat parkenin uyması gereken özellikleri ve talepleri açıklayan bu standart, aynı zamanda bir dizi test yöntemi içeriyordu. EN 13329 ayrıca, kullanım yoğunluklarına bağlı olarak zeminlerin sınıflandırılmasını da kapsıyordu. Bu anlamda EN 13329 normunun, laminat parkenin sadece teknik özelliklerini kapsamlıca irdelemekle kalmayıp aynı zamanda etiketleme ve paketlemeye ilişkin muteber tavsiyeleri düzenlemesi nedeniyle oldukça mantıklı bir norm olduğunu söylemek gerekir.

Laminat parkelerin kullanım alanı, konutsal alanlara veya ticari alanlara ait olmak üzere iki şekilde tanımlan-mıştır. Bu sınıflandırma dahilinde ayrıca bir takım dereceler de bulunmaktadır. Esnek ve dokuma zemin kaplamalarını kapsayan EN 685 normunda, kullanım yoğunluğu düşünülerek oluşturulmuş kategoriler; ev içi kullanımı için 21, 22, 23, ticari alanlardaki kullanım için 31, 32, 33, 34 ve hafif sanayi tipi kullanımlarda 41, 42 ve 43 şeklinde belirlenmiştir. Özellikle laminat parkeler için uygulanan EN 13329 normunda ise yine aynı sınıflandırma söz konusudur ancak burada kategori 33. sınıfta son bulmaktadır.

Kuzey Amerika Standartı

Kuzey Amerika’da, laminat parkenin hangi teknik özelliklere uyması gerektiğini öngören ANSİ LF-01-2003 standartı adeta bir kutsal kitap değerindedir. Özellikle laminat parkeler için hazırlanmış olan bu standart, parkenin sadece performans oranlarını tanımlamakla kalmayıp aynı zamanda farklı deneme yöntemlerini de açıklamaktadır. Genel olarak bakıldığında, Avrupa ile Amerikan standartı arasında pek da fark bulunmadığını görebiliriz. Bu iki standart arasındaki tek fark, Amerikan normunda laminat zemin kaplamalarının, ticari amaçlı, yarı ticari amaçlı ve konut amaçlı olmak üzere üç kullanım kategorisine ayrılmış olmasıdır. Laminat parkeden beklenen temel kalite dereceleri dışında ANSI LF-01-2003; boyut, boyutsal dayanma direnci, dayanıklılık, darbe direnci, aşınma direnci ve sıcaklık soğukluk dayanımı gibi faktörleri de belirlemektedir. Avrupa standartını Amerikan standartından ayıran bir diğer özelliği de öngörülen deneme yöntemleri ile ilgilidir. Teorik olarak değerlendirmek gerekirse iki standart arasındaki esas fark; Amerikan normunun yoğun kullanım alanları konusunda Avrupa standartı ile aynı kavramı kullanmıyor oluşudur. Kuzey Amerika Laminat Parke Birliği (NALFA) tarafından ticari amaçlı alıcılar için hazırlanan kılavuzda, laminat parke uygulamaları ve laminat parkenin hangi alanlarda kesinlikle kullanılamayacağı birlik tarafından belirtilmiştir. Ancak şaşırtıcıdır ki yaşam alanları için önerilen laminat parkeler herhangi bir sorun çıkarmaksızın banyolara döşenebilmektedir. Laminat parkeler dış mekan kullanımla-rından ise çıkarılmıştır. Alışveriş merkezleri, havalimanları ve bakım evleri gibi yoğun trafiğe maruz kalan geçitlerde laminat parke kullanımı tavsiye edilmez. Halbuki Avrupa laminat parke üreticileri, bu uygulamaları açık bir şekilde 33. sınıf altında listelemektedir.

Yangına Dayanıklılık Kriterleri:

Avrupa

EN 438 Avrupa normunda, laminat parkenin yanan bir sigaraya tepkimelerini inceleyen sınıflandırma ve deneme yöntemini belirleyen kategoriler bulunmaktadır. Bu sınıflandırma 1 ile 5 arasında derecelenmektedir. Aşınma sınıfı 22 ve ilerisinde, 4 numaralı kategori zorunlu olmaktadır. Ancak yangının ne şekilde tepki verebileceğine ilişkin çalışmalarda önem kazanan iki özellik daha bulunmaktadır. ‘Alev Yayılımı’ ve ‘Alev Aktarımı ve Alev Alma’ olarak isimlendirilen bu iki öğe, özellikle yoğun trafik alanları uygulamaları konusunda bir hayli önem kazanmaktadır. Alev Yayılımı dediğimiz olay alevlerin malzemenin yüzeyinde hareket etme hızıdır.

Amerika

Tıpkı Avrupa’da olduğu gibi Kuzey Amerika’da da, laminat parkenin yangın dayanımını ölçen bir dizi testler uygulanmaktadır. ASTM E-648 olarak bilinen test yöntemi, güneş ışığı kaynaklı ısınma temeline göre işleyen ısıtma sistemlerini de göz önünde bulundurarak laminat parkenin sürekliliğini ölçmek için kullanılmaktadır. ASTM E-648 aynı zamanda, katı maddeler alev aldığında oluşan dumanın optik yoğunluğunu ölçen bir test sistemidir. Laminat parkelerde duman yoğunluğunun 450 birim altında olması gerekmektedir. Avrupa standartı sistemi dahilinde, laminat parkenin yoğun kullanımından bahsedildiğinde, parkenin ilk olarak ticari amaçlı kullanımını ve daha sonra uygulama alanına bağlı olarak parkenin ait olduğu sınıf numarası değerlendirilmektedir. Esasında tüm zemin kaplama malzemelerine uygulanabilecek en temel kural şudur: “Çok düşük sınıf bir zemin kaplaması seçmektense en yüksek sınıfı tercih etmek daha doğrudur.” Bu kural elbette ki daha çok profesyoneller için geçerlidir. Tüketici için fiyatları yukarıya çekmek çok da gerekli değildir, ancak tasarruf etmek amacıyla daha ekonomik gelen düşük sınıflı bir ürün almak uzun vadede çok daha fazla para harcanmasına neden olacaktır.

 

 » Ana Sayfa