» Haberin devamı...

MASİF PARKE İTHALATINDA SORUN YAŞANILIYOR

Salih Zeki Orhan: “Sorun şu; TSE'nin kabul ettiği standartlar doğrultusunda ahşap malzemede milimetrenin onda biri derecesinde hata aranıyor ancak bu doğru bir yaklaşım değil. Neticede dünyada ahşabı bu kadar hatasız üretebilecek bir makine yok ve ahşabın toleransları bu kadar küçük olmamalı.”

1997 yılından beri parke sektöründe hizmet veren Orpa Orman Ürünleri’nden Salih Zeki Orhan ile sektörün sorunlarını konuştuk...

Salih Bey, kısaca firmanızı tanıyabilir miyiz?

1997 yılında kurulmuş olan firmamız, Orpa Orman Ürünleri, ağırlıklı olarak parke sektöründe faaliyet göstermektedir. Bundan önce, 1993 yılında masif parke fabrika imalatımız vardı. Piyasada ithal laminat parke akımı başlayınca üretimi bıraktık. Esas işimiz olan inşaat sektörünün daralması nedeniyle parke sektöründe faaliyet göstermeye başladık. Orpa Orman Ürünleri olarak uzunca bir süredir Uzakdoğu'dan ithal masif Merbau ve lamine parke getiriyoruz. Ancak son dönemde ithal parke konusunda TSE'den kaynaklanan bir sıkıntı oluştu.

Sorun nedir tam olarak?

Sorun şu; TSE'nin kabul ettiği standartlar doğrultusunda ahşap malzemede milimetrenin onda biri derecesinde hata aranıyor ancak bu doğru bir yaklaşım değil. Neticede dünyada ahşabı bu kadar hatasız üretebilecek bir makine yok ve ahşabın toleransları bu kadar küçük olmamalı. 2 mm plaka saç ithal etseniz kimse ölçmüyor bile. Söz konusu bu standartlar Avrupa'da var ama Avrupalı bu standartları parkede standart dışı bir çalışma, bir hata var ise kullanıyor. Bizde ise durum tamamen farklı; ithal edilen her ürün milimetrik bir kontrole tabi tutuluyor. Tabi TSE'nin bu konuda diretmesinin nedeni de Avrupa'ya uyum sağlamak. Bir başka neden ise TSE'nin ahşap konusunda yeterince bilgilenmemiş olmasıdır. İç piyasadan da bir takım yönlendirmeler oluyor. İthal parkenin gelmesini istemeyen firmalar var. Ancak Türkiye'de ağaç yetersizliği de söz konusu ve iç piyasada bir daralma yaşanıyor. Yerli ağaç konusunda da sıkıntılar var. Yerli ağaç olarak çalışabilecekler arasında kayın, meşe ve kestane bulunuyor. Bunların da devamlı olarak temini çok zor. Ormanlar yeterli derecede iyi ağaç sağlamıyor.

Yerli masif üretiminde fabrikanızı yeniden açmayı düşünüyor musunuz?

Aslında bu yönde bir düşüncemiz oldu ve Organize Sanayi Bölgesi'nde yer baktık. Ancak bu tür bir yatırım için gerçekleştirilmesi gereken toplam maliyet çok fazlaydı ve böyle bir yatırıma girip masif parke satmaya kalkmak pek de akıl karı gelmedi bize.

Sektörde lamine parkeye doğru bir dönüş var. Siz de yurtdışından lamine parke getiriyorsunuz sanırım?

Evet lamine parke ithalatımız var. Lamine parkede herhangi bir sorun yaşamıyoruz zaten. Gerçi gönül istiyor ki biz bunları yurtdışından getirmek yerine burada ülkemizde üretelim. Ancak bir fabrika kurmak ve imalata geçmek için bir sürü bürokratik işlem yapmanız gerekiyor. Düşünün Sivil Savunma'dan bile rapor alıyorsunuz. Sığınak yapmak mecburiyetindesiniz. Tabi tüm bu işlemler de insanı yıldırıyor. Üstelik ortada yeterli ağaç da yok. Devlet hem ithalatı kesmeye çalışıyor hem de üretime köstek oluyor.

Son dönemde inşaat sektöründe yaşanan canlılık parke sektörüne yansımıyor. Bunun nedeni nedir?

Şöyle bir örnek vereceğim; bizim firmamızın yeri Maltepe'de ve burada Carrefour açıldı. Bu inşaatın içinde binlerce metrekarelik alan ve bir çok dükkan var ancak kimse gelip de bizden bir metrekare parke almıyor. Bu kadar yakına Carrefour gibi büyük bir inşaatın yapılmasının bana hiçbir faydası dokunmuyor. Sektörde metrekare ve fiyat bazında bir daralma olduğunu kesin. Sadece parke olarak değil genel olarak orman ürünleri konusunda bir düşüş yaşanıyor ancak ben bunun seneye düzeleceğine inanıyorum.

İnsanların masif parkeye yönelmesi konusunda ne düşünüyor sunuz?

İnsanlar artık herşeyin doğal olanını tercih ediyor. Doğal ürünler ön plana çıkıyor. İnsanların masif parkeye yönelme nedeni de budur. Son beş yıldır tüketici laminat parkeyi tercih etti çünkü kısa vadeli çözümlerle işlerini en ucuz yoldan halletmek istiyordu. Masif parke uzun ömürlü bir malzemedir. Ne kadar çok masif üretirsek fiyatlarımız o kadar düşecek ve bu sayede dünya ile entegre olacağız.

Üretime yeniden geçmek için neler gerekiyor?

Üretime elbette ki geçilebilir ancak teknolojiyi yakalamak lazım. Teknolojiyi kullanıp ahşabı iyi işlemek gerek. Bu sayede Avrupa'ya da ürün satışı sağlanabilir. Üretim esnasında düzgün makineler kullanılmalı. Ayrıca TSE standartlarını da kullanabilirsiniz. Ancak üretim zorlu bir iş, devletin Türkiye'deki üretimin önünü açması şart. Mali bir portre çıkarmak gerekirse; masif parke üretimi için nereden baksanız 50 kişilik bir işçi kadrosu olması gerekiyor. Ayda 40 milyar sadece işçiler için ayırmanız gerek. Bu durumda ayda yaklaşık 80 milyarlık sabit bir gideriniz olur. Bu gideri karşılayabilmek için de her ay 15.000 m2 üzerinde satış yapmak gerek. Ahşap parke üretmek için büyük oynamanız lazım, büyük oynamak için de destek gerekir ancak böyle bir destek yok ne yazık ki. Bence Sanayi Odası’nda ayrı bir yerimiz olmalı ve bu şekilde sesimizi duyurmalıyız.

Gelecek yıllarda parke sektörünün açılacağını söylediniz. Buna bağlı olarak masif parkede de bir artış olacak mı sizce?

Evet kesinlikle. Laminat parkenin yerini masif parke alacak çünkü inşaatı biten binaların hepsi kaliteli. Bu kadar kaliteli bir şekilde inşaa edilmiş binaların içine de kaliteli malzeme döşenecektir. Laminat parke kötüdür demiyorum sadece masif her zaman bir numaradır ve hak ettiği yeri zamanla alacaktır.

Sektörümüzle ilgili sizin eklemek istediğiniz birşey var mı?

Parke sektörü bence son 10 yılın en durgun dönemini yaşıyor. Dalgalanmaların devam edeceğini düşünüyorum. Masrafların çok olması ve halen 2001 yılı fiyatlarının uygulanması gibi nedenlerden ötürü yeterli hizmet de verilemiyor. Taksitli satışlar çoğaldıkça insanlar devamlı olarak borca giriyor ve kimsenin cebinde nakit para kalmıyor. Bu genel sistem diğer sektörleri vurduğu gibi parke sektörünü de vurdu. Ancak dediğim gibi seneye bir rahatlama olacak diye bekliyorum. Sektörde en çok yakındığımız nokta işin olmamasından kaynaklanan fiyat dalgalanmaları ve gereksiz rekabetlerdir. Parke Dergisi ve Parsiad aracılığı ile bu konuların gündeme getirilip irdelenmesi ve bir tartışma ortamı oluşturarak çözüm aranması bizleri memnun etmektedir.

 

 » Ana Sayfa