PARKE DÜNYASINDA KALİTEYİ ARTIRAN YENİLİKLER

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Döviz Kurları
DOLAR Alış YTL
Satış YTL
 
EURO Alış YTL
Satış YTL
PARKE DÜNYASINDA KALİTEYİ ARTIRAN YENİLİKLER

Mehmet Sıvacıoğlu: “Müşterilerimiz şunu bilmeli ki, biz şu anda Avrupa’daki ürünler ileeşdeğer durumdayız.”

Parke sektörüne yönelik dünya standartlarında bir üretim gerçekleştiren Polimar Kimya, sektöre sunduğu her yeni ürün ile parkenin uygulama ve kullanım süreçlerini kolaylaştırıyor ve muhtelif sorunları ortadan kaldırarak, sektöre yapıcı, büyük bir güç katıyor.

Teknolojinin hızına uyarak, dünyada meydana gelen değişiklikleri takip eden ve kendi ürünlerine uyarlayabilen sayılı firmadan biri olan Polimar Kimya, gerçekleştirdiği yenilikler ve hazırlıkları süren projeler ile sektörü geliştirmeye devam ediyor.

Polimar Kimya’dan Aydın Ayan ve Mehmet Sıvacıoğlu ile yeni ürünleri ve projeleri hakkında konuştuk.

Biraz kendinizden bahseder misiniz?

1974 yılında İstanbul’da doğdum. İstanbul Teknik Üniversitesi, Kimya Bölümü’nden 1996 yılında mezun oldum.

1997 senesi, iş hayatına başlangıç senem oldu. 1997 senesinden beri, kimya sektöründe poliüretan sistemler üzerine çalışmaktayım. İlk iş deneyimim Polimen Kimya’da başladı, daha sonra Polimar Kimya olarak, kendi firmamızı kurduk.

Halen de Polimar Kimya’nın ortaklarından biri olarak, üretiminden sorumlu bulunmaktayım.

Parke sektörüne yönelik olarak hangi tür ürünlerin satışını gerçekleştiriyorsunuz?

Firmamızın kökeni zaten parke sektörüdür.

Doğal olarak, parke sektörü beton yüzeylere yapışma temelli olduğu için, öncelikli olarak beton astarları, daha sonra da parke yapıştırıcıları, dolguları ve cilaları yani parke ile ilgili herhangi bir kimyasala dair ne ihtiyacınız var ise, bizde bulunmaktadır.

Sadece parke için takriben 32 çeşit ürünümüz bulunmaktadır. Bunların tamamı bizim üretimimiz. Yakın gelecekte de çeşitli Avrupa firmaları ile onların etiketleriyle yeni ürünler de raflara getireceğiz. Ama bunların hepsi Türkiye’de kendi imalathanemizde, kendi ürettiğimiz ürünlerdir.

Netice itibari ile bu ürettiğimiz ürünlerin her biri, ithal ürünlere denk olan ürünler.

Bir müşteri, parkesi ile ilgili herhangi bir ürün talebinde bulunduğu zaman, %100 olarak karşılayabilmekteyiz. Parke sektörü haricinde biz, şu anda mobilya grubu ürünlerine de başladık ve bunun yanında endüstriyel zeminler ve çelik konstrüksiyon boyalarına da ufak ufak girdik. Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor. Bunlar ile ilgili de gelecekte, yeni ürünlerimizle müşterilerimize hizmette bulunacağız.

Üretim kapasiteniz ne kadar?

Şu anda bizim üretim kapasitemizde, 15 ton, 20 ton ve 8 ton olmak üzere, 3 tip reaktörümüz var.

Bunların üçü de aynı anda çalışabilmektedir.

Günlük reaktörleri yüklediğimizde, 50 ton baz malzeme elde ediyoruz. Bunları son ürünlere çevirdiğinizde ise, takriben 100, 150 tona yakın bir ürün sağlama hacmimiz bulunabilmekte.

İnşaat sektörü boyalarına girmeyi düşünüyor musunuz?

Şu anda inşaat boyalarına girmeyi düşünmüyoruz. Ancak yine poliüretan bazlı ve epoksi bazlı sanayi tipiboyalara yönelik çalışmalar yapmayıdüşünüyoruz ve bu konuda da çalışmalarımızbaşladı. Sanıyorum ki, 6ay içinde bu ürünlerimizi lanse etmeyebaşlayacağız, şu an Ar-Ge çalışmalarıve teknik şartnameler oluşturuluyor.

Gerekli kalite kontrol belgelerini aldığımız zaman, bu ürünleri dehızlı bir şekilde endüstrimize sunacağız.

Lamine fabrikalarına yönelik olarak ürünler geliştirmeyi ve hizmet sunmayı düşünüyor musunuz?

Laminasyon yapıştırıcısı ve laminasyon verniklemesi ile ilgili, şu anda Türkiye’deki sistemler, makineye dayalı olduğu için, ürünleri empozeetmek biraz zor oluyor.

Bununla ilgili tabii ki mühendislik çalışmalarımızhazırlandı.

İleride firmalarımız, kendi laminasyon işlerini yapabilecek adet edevatı Türkiye’de üretmeye başladığında, biz de o ürünleri hızlı bir şekilde müşterilerimize servis etmeyidüşünüyoruz.

Bununla ilgili çalışmalarımız da sürüyor.

Aynı şekilde üst cila ile ilgili uygulamada da, cilanın yapılmasıyla ilgili makinenin ısınması, UV ışınları ve sıcaklık giriş noktaları var, bunlar cilanın özelliğine göre ayarlanıyor. Doğal olarak da müşteriler, cilayı alırken bir sistem, bir proses satınalmak zorunda kalıyor.

Bu prosesler de Türkiye’ye ithal geliyor. Müşteri, ancak o prosese uyabilecek, bire bir cila bulmak zorunda. Ama bunu da yurtdışındaki her firma, kendineözgü yapıyor.

Doğal olarak hâlihazırdaki fabrikalara biz, Türk üreticiler olarak giremiyoruz. Kompakt bir sistem söz konusu olduğu için, herhangi bir cilayı o sisteme uydurmak çok zor.

Yeni ürünlerle ilgili bilgi alabilir miyiz?

Daha önceki sayılarınızda da vurgulamış olabiliriz.

Parkenin en büyükdüşmanı nemdir.

Doğal olarak betonlarda buna göre malzemelerkullanmak gerekir.

Islak betona uygulamayapılamaz.

Genellikle yeni atılmış bir betonun üzerine uygulama yapmak için, 28 gün bekleme süresivardır.

Biz, yeni bir epoksi astar geliştirdik.

Bu astarın özelliği, 4 günlük bir döküm üzerine bile uygulanabiliyor.

Bu, nem ile kuruyabilen bir epoksi astar. Yeni atılmış, 4 günlük bir beton üzerine, nem ile kuruyabilen epoksi astarı atabilme imkânınız var, üzerine istediğiniz şekilde poliüretan, epoksi tarzı yapıştırıcılar ileahşabınızı yapıştırabilirsiniz.

Biz, buna “epoksi nem bariyeri” diyoruz. Betonun üzerinde bir bariyer oluşturuyor ve bu bariyeri oluşturduğu için yapıştırıcı, nem ile direkt temas etmediğinden dolayı, yapışma problemleri ortadan kalkmış oluyor ve bu da müşterilerimizin hızlı bir şekilde parke döşemesine olanaksağlıyor.

Bu, yazın da kışın da hiçbir sorun yaratmadan parke yapıştırılmasına imkân tanıyor. Yeni ürünlerden biri de, yeni epoksi bazlı parke verniğimiz. Bunun da en büyük özelliği, yüksek trafikli zeminlere, örneğin Uluslararası Basketbol Federasyonu’nun parkelerine uygulananbir ciladır.

Ama onun haricinde ev, ofis ve iş yeri gibi yerler içinepoksi bazlı cilamız da geliyor.

Zaten ürün gamımız çok geniş, çok fazla eksiğimiz yok.

Bu yeni geliştirmiş olduğunuz astar, metrekarede ne kadar bir maliyetgetirir?

Bunun, iki uygulaması var. Bu uygulama betonun yüzeyi ile alakalı. Eğer, betonun yüzeyi çok iyi ise, herhangi bir kot farkı ya da çukur yoksa bunu biz şeffaf astar olarak uyguluyoruz,yani dolgusuz.

Metrekareye, 100 ile 150 gram arası gidiyor.

Sanıyorum, müşteriye takribi olarak ekstra 1 Dolar’lık bir maliyet getirir.

Ama yüzeyiniz çok pütürlü ise, o zaman dolgu işlemi yapıyoruz. Yani yüzeydeki kot farklarını gidermekiçin, dolgu olarak lanse ediyoruz.

Bu da, takriben yine 1 Dolar’lık bir maliyet getirir. Yani, 1 Dolar’lık ekstra bir maliyet ile hem zemininizi ıslah etmiş oluyorsunuz, hem de döşeyeceğinizparkede bir sıkıntı görmemiş oluyorsunuz.

Tabii burada sürekli gelen bir nemden bahsetmiyoruz.

Yani dış cepheden yağmurla binanın alt betonuna giren bir nem ya da devamlı bir izolasyon sıkıntısı şeklinde olan bir nemden bahsetmiyoruz.

Ancak, sadece bir anlık nem varsa ya da yeni atılmış bir şaptan sonra döşeme yapmak istiyorsanız, bu ürünü kullandığınız zaman bir sıkıntı doğmaz.

Şu soru sorulabilir belki, “bu nem nereye gidiyor?”

Nem, şuraya gidiyor, bloke yaptığımız zaman, nemi, yan duvarlara veriyor.

Yan duvarlara verdiği için de, yan duvarlardan nemi kaldırıp atıyor.

Doğal olarak da parkemize bir sıkıntı yaratmıyor.

Yurtdışından getirdiğiniz cilalar hakkında da bilgi alabilir miyiz?

Hannover Fuarı’nda şunu gözlemledik, Avrupa’da artık ağırlıklı olarak su bazlı sistemlere yönelik çalışılıyor.

Bizim zaten hali hazırda kendi su bazlı cilalarımız ve su bazlı yapıştırıcılarımız vardı.

Ama tabii biliyorsunuz, Türkiye’de firmalar yerli imalat yanında yabancı imalat da kullanıyor. Biz de bir Alman ve bir İtalyan firmasıyla distribütörlük anlaşmasına gidiyoruz. Onların verniklerini ve yapıştırıcılarını getireceğiz.

Bundaki amacımız da, herkesin bir talebi, bir ürün isteği vardır. İthal isteyene ithal ürün, yerli isteyene de yerli ürün vereceğiz.

Ama müşterilerimiz şunu bilmeli ki, biz şu anda Avrupa’daki ürünler ile eşdeğer durumdayız.

Ancak hammadde sıkıntısı yani petrolü işleyememek, petrol hammaddesini üretememenin verdiği sıkıntı açısından onlardan daha önder değiliz ama onların tam arkasındayız ve hiçbir sıkıntı yok. Türkiye, petrolü işleyen bir ülke olduğu zaman, hiç kimseye bir bağımlılığımız kalmayacak.

Yeni ürünleriniz ve yeni anlaşmalarınız hakkında sizden de bilgi alabilir miyiz?

Geçen yıla göre bu sene umutlarımız daha yüksek. Ancak, Kuzey Afrika’daki olaylar Türkiye’ye nasıl yansıyacak, 2011 yılı nasıl geçecek henüz net bir fikrimiz yok.

Bu olayların iç piyasayı etkileyeceğini düşünüyor musunuz?

Petrole bağlı olarak, fiyat artışları konusunda etkileyebilir ve belki iç piyasada küçük bir daralmaya sebep olabilir ama çok ağır olacağını düşünmüyoruz. Biz artık üretebileceğimiz ürünleri ürettiğimizi düşünüyoruz. İtalyan ve Alman firmaları ile görüşmelerimiz var. Onlarla hem üretim, hem de distribütörlük anlaşması ve yeni teknolojiler konusunda çalışmalarımız oluyor.

2011 belki bunların ağırlığıyla geçecek diye düşünüyoruz. Bu da önümüzdeki yıllara bir hazırlık olacaktır. Dünyada parke sektöründe yaşanan değişikliği, yanımıza bir İtalyan ya da Alman firmasının da desteğini alarak, farklı bir boyuta getirmeyi hedefliyoruz.

Tahmini olarak sektörde masif ve lamine parkede ne kadar büyüme oldu?

Son 10 yılı göze aldığımız zaman lamine parke, 2005’ten beri yukarı doğru çıkıyor. %30’luk bir büyüme var.

Tabii bunda TOKİ’nin masif ve lamine malzeme kullanmaya başlaması da etkili oldu. TOKİ’nin pahalı konutlar yapması ile beraber kullanılan malzemenin de kalitesi ve çeşitliliği arttı. Bununla beraber iç sektörde de artık müteahhitler insanların verdiği paraya uygun malzemeler kullanmaya başladı. Böylece, masif ve lamine parkede de ciddi bir artış başladı.

Masif ve lamine parkenin toplam pazarı, tahmini olarak 1 milyon metrekareyi geçmiştir diyebilir miyiz?

Biz, kendi satışlarımız açısından baktığımız zaman, 1 milyon metrekarenin üzerinde olduğu belli. Tabii rakiplerimizin ne sattığını bilmiyoruz. Ancak, Türkiye’de 2-3 milyon metrekare lamine ve masif parke pazarı bulunmaktadır ama tabii bu tahmini bir rakam, çok gerçekçi olmayabilir.

Ancak, 3 milyondan aşağı olmadığını tahmin ediyorum. Daha da büyüyecektir. Bununla beraber artık insanlar farklı şeyler de istiyor.

Yani, farklı ürün seçenekleri görmek istiyorlar. Bunlarla birlikte değişik projeler de artacaktır.

İnsanlar bilinçlendi ve masif ile laminat parke arasındaki farkı ayırt edebiliyor diyebilir miyiz?

Sadece bizim ürünlerimiz ile ilgili değil, Türkiye genelinde bir bilinçlenme var.

İnsanlar, artık her şeyi sorgular halde. Bunu bizim sektörümüzde de hissediyoruz. Tüketici artık her şeyi sorgulayarak alıyor.

Kaliteye ve teknolojiye önem veren bir firma olarak, bu da bizim hoşumuza gidiyor. İnsanlar artık aldığı malın sadece fiyatı ile değil, içeriğiyle ve kendi sağlığının dışında doğaya zarar verip vermediğiyle de ilgileniyor ve ciddi bir hassasiyet gösteriyor.

10.06.2011
Bu haber 3952 okundu.
Yazdır Yorum Yaz
YORUM EKLE
Lütfen yorum eklemek için bilgileri eksiksizce doldurunuz.
Adınız
Lütfen adınızı yazın.Lütfen adınızı yazınız.
Email
Lütfen email adresinizi yazınızGeçersiz email adresi.
Yorum
Lütfen yorumunuzu yazınız.
Yorumunuz çok kısa.
Karakter Kaldı
Son Eklenen Yorumlar